19/11/2009 · Kategori: YAZILAR
Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hiçbir hissediş, düşünüş, bakış, algılayış,
seziş de öyle. Hatta bunların tersi de tesadüf değil.
Alışveriş yaptığımız market, yemek yediğimiz lokanta, su içtiğimiz çeşme, yürüdüğümüz kaldırım ve orada yanlarından birer yabancı olarak geçip gittiğimiz insanlar... Tesadüf gibi görünen karşılaşmalar, yolu sorduğumuz herhangi biri, hafifçe çarptığımız insan... Bize gülümseyen küçük bir çocuk, önümüzden aniden uçuveren kuş...
Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir
zihinsel, fiziksel, ruhsal yada duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük
ya da büyük...
Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile
etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Bir martı çığlığı, bir satıcı
bağırışı, alır götürür bizi yıllarca ya da yollarca uzaklara...
Hem öğretmen hem de öğrenciyizdir her ilişkinin içinde. Doğduğumuz aile,
gittiğimiz okullar, sıra arkadaşımız, sevgilimiz, eşimiz, çocuğumuz vs. Her
ilişki, farklı bir yönümüzün aynasıdır. Ve bizler de onlar için birer aynayız.
Farkındalığımız yükseldikçe, durumları ve ilişkileri yaşarken, kendimizi ve
yaşanılanları gözlemlemeye başlarız. Ve eğer yaşadıklarımıza yüksek idrakle
bakabilmeyi başarırsak, o ilişki ya da durumu ne için yaşadığımızı kavrarız.
Düğmelerimize en fazla basan insanlar, en iyi öğretmenlerimizdir. O ilişkide
kurban olmadığımızı anlar, ilişkinin bize neyi öğretmeye çalıştığını kavrarsak,
dersimizi alır ve yolumuza devam ederiz. Eğer bunu yapamazsak, o ilişkide ya da
durum içinde tutsak olur, ya daha ağır durumlar yaşar ya da daha travmatik
durumları (o dersi alıncaya, eksik yönümüzü tamamlayıncaya, kendimizi
düzeltinceye kadar) tekrar takrar yaşamaya devam ederiz.
Bazen bazı insanların hayatına yalnızca katalizör olarak gireriz. Onların
hayatlarında değiştirmesi gereken durumun düğmesine basar ve sessizce
çekiliriz. Ve yüksek farkındalık içinde kalırsak, yaşanılan durumdan
etkilenmeden, arkamıza bakmadan yolumuza devam ederiz.
Özet olarak, en büyük düşmanımız en iyi dostumuzdur aslında. Çünkü bizde en
büyük değişime neden olur genellikle. Ve her karşılaşma kutsaldır. Karşımızdaki
insanın tanrısallığını kabul edip o şekilde yaklaşırsak, nefreti, öfkeyi,
suçluluk duygusunu, o insana karşı sorumlu olduğumuz ve o ilişkiye mahkûm
olduğumuz duygusunu ve kini söküp atarız varlığımızdan.
Yaşadığımız her durum, tanıştığımız her insan
öğretmenimizdir. Ne kadar kısa sürede öğrenirsek öğrenmemiz gerekenleri,
karmamızı çözüp, iç huzuruna, mutluluğa, ideal ilişkimize ve ruhsal eşimize
kavuşuruz. (ALINTI)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
27/3/2008 · Kategori: YAZILAR
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
27/3/2008 · Kategori: YAZILAR
Adamin biri bilge bir kral olmakla un salmis olan kralin yanina gider.Krala sunu sorar:
'Efendim soyleyin bana hayatta ozgurluk var midir? '
Kral 'Elbette' der,
"Kac bacagin var senin? '
Adam soruya sasirarak 'iki efendim' der.
Kral 'Pekala, tek bacaginin ustunde durabilir misin? '
'Elbette' diye cevap verir adam.
Kral 'O halde hangi bacagin ustunde duracagina karar ver'.
Adam biraz dusunur ve sol bacagi ustunde durmaya
karar verir.
'Tamam' der kral 'Simdi de oteki bacagini kaldir.'
Adam sasirir 'Bu imkansiz kralim' der.
'Gordun mu? ' der kral ' Ozgurluk budur.
Sadece ilk karari almakta
ozgursun,ondan sonrasinda degil.'
Tiziano Terzani'nin 'Atlikarincada Bir Tur Daha' adli kitabinda okudugum bu kucuk oyku yillardir tartisilan ozgurluk kavrami uzerinde bir kez daha
dusunmeme yol acti.
Hayat gercekten boyleydi.İlk karari aliyordun ve gerisi
o ilk karara bagli olarak gerceklesiyordu.
Hayat hata kabul etmiyordu. ilk kararin dogruysa
isler yolunda gidiyordu ama eger yanlis bir karar
aldiysan, hersey zincirleme yanlis gidiyordu.
Mesela meslegini secerken...
Hasbelkader, iyi dusunmeden, yeteneklerinin farkinda
olmaksizin bir meslek sectiginde omur boyu isini zorla
yapmaya mahkum oluyordun.
Isinin basindayken baska bir is yapmayi ozluyordun.
Ama biliyordun ki; ozgurlugunu kullanmis ilk karari vermistin ve Yeniden baslama cesaretin yoktu. Bazi insanlar vardi hayatta...
Onlar ise her seyi ardlarinda birakip yeniden baslayacak kadar cesurlardi.
Ama sen onlardan biri olamiyordun.
Bunca emek bunca calismayi sanki copmus gibi bir cirpida
ativeremiyordun. Oysa goz ardi ettigin bir sey vardi.
Hayat cok kisaydi.Ve mutsuz oldugun islerle zaman oldurmek ayni zamanda ruhunu oldurmekle es anlamliydi.
Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu.
Yanlis bir karar ayni evde yasayan iki dusman yaratabilirdi.
Ask zorunluluga donusebilir ve hayatini cehenneme cevirebilirdi.
ilk karari aliyordun,bu konuda ozgurdun ama devaminda
senin kararina bagli olmayanpek cok sey gerceklesiyordu.
Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti.
Dogru yerde ateslediginde seni isitacak ates, corbani
kaynatacak ates oluyordu,yanlis yerde atesledigin vakit ise icinde bulundugun evle birlikte seni de yakiyordu.
Hayat oyle basite alinacak bir oyun degildi.
Oyunun kurallarini bilmen ve ona gore oynaman gerekiyordu.
Ama cogu zaman oyunun kurallarini bilmek yetmiyordu.
Cok daha onemli olan baska bir sey vardi.
Kendini bilmek..
Ne istedigini, neyin seni mutlu edecegini ve kim oldugunu,
Neler yapabilecegini bilmek zorundaydin. Ancak o zaman
dogru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun.
Ve kararlar birer kibritti...
Ya kendini yakiyordun ya da isitiyordun...
HEP KENDİNİZİ ISITACAK KİBRİTLER YAKMANIZ DİLEĞİYLE
(alıntı)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
26/12/2007 · Kategori: YAZILAR
HAYATA DAİR
BAZEN HER ŞEY BOŞ GİBİ GELİR İNSANA.'ŞU ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA'İFADESİ İLE BAŞLAYAN CÜMLELER KAZINMIŞTIR BEYNİME YILLARCA..ONLAR MI KÖTÜMSERDİR,YOKSA BEN MİYİMDİR İYİMSER OLAN BİR TÜRLÜ ANLAYAMAM. GERÇEKTEN HER ŞEY BOŞ MUDUR? YOKSA HER ŞEYİ BİZ Mİ BOŞ YAPARIZ,DÜNYAYI KİRLETTİĞİMİZ GİBİ? BENCE HAYAT; ACILARI,UMUTLARI KEDERLERİ İLE YAŞANMALIDIR.BUNLAR BİR BÜTÜNDÜR ÇÜNKÜ.HER GÜN TADARSANIZ MUTLULUĞU DEĞERİNİ NASIL ANLARSINIZ? YA DA HİÇ ACILARIMIZ OLMASA HAYATTA SEVİNÇLERİMİZİ NASIL PAYLAŞABİLİRİZ? AĞLAMADAN GÜLMEK,GÜLMENİN ANLAMINI BASİTLEŞTİRMEZ Mİ SİZCE?MUTLULUK NE BİR DAĞIN ZİRVESİDİR,NE DE BİR KARINCA YUVASIDIR.SADECE YÜRÜMÜŞ OLDUĞUMUZ HAYAT YOLUDUR MUTLULUK.VE BU YOLA HERKES TEK BAŞLAR.ZAMANLA YOLDA,YOLDAŞLAR BULUNUR; MUTLULUĞU ARAYAN VE DÜŞENLER OLUR BAZEN DE.YORULUR MOLA VERİR YOL KENARINDA BİR HANDA. BAZEN DÜŞER BÜYÜK YARALAR ALIRIZ.BAZENDE BULDUĞUMUZ MUTLULUĞUN ARADIĞIMIZ MUTLULUK OLMADIĞINI SANIRIZ,SALIVERİRİZ.BELKİDE HAYAT YOLUNDA YAPTIĞIMIZ EN BÜYÜK HATADIR BU. BUNUN FARKINA GEÇ VARIRIZ VE YOLU GERİ YÜRÜMEK İSTERİZ.AMA ARTIK NE VAKTİMİZ VARDIR NE DE DERMANIMIZ.ZATEN BEYENMEDİĞİMİZ MUTLULUK ÇOKTAN YENİ SAHİBİNİ BULMUŞTUR.
YAPABİ,LECEĞİMİZ TEK ŞEY KALMIŞTIR BELKİDE.YOLDA BULDUĞUMUZ KÜÇÜK MUTLULUKLARI TOPLAYIP BÜYÜK MUTLULUKLAR HALİNE GETİRMEK.
HAYATA DAİR SİZLERE SÖYLİYEBİLECEĞİM SON ŞEY
GÖNLÜNÜZ NEYİN ÖZLEMİYLE DOLUYSA YARINLAR SİZE ONU GETİRSİN.HAYAT YOLUNDA DOSTLARINIZ EKSİK OLMASIN.HER DÜŞTÜĞÜNÜZDE KALDIRACAK BİRİSİ OLSUN
burç
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
